14 adımda daha sağlıklı bir sen

Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık tanımına göre “Sağlık; yalnızca hasta veya sakat olmama hali değil; bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir.”

İnsan sağlığı; beslenme, kalıtım, iklim ve çevre koşulları, sosyal-ekonomik durum gibi birçok etmenden etkilenmektedir. İnsan sağlığını etkileyen bu etmenlerin en başında ise beslenme yer alır.

Beslenme; insanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerinin yeterli miktarlarda vücuda alınması ve kullanılmasıdır.

Yeterli ve dengeli beslenme kalp damar hastalıkları, diyabet obezite, kanser gibi kronik hastalıklardan, pellegra, skorbüt, beriberi gibi vitamin eksikliklerinden kaynaklanan hastalıklardan korurken yetersiz ve dengesiz beslenme şekli ise vücut direncinin düşmesine, iş veriminin ve üretimin azalmasına sebep olur.

Tüm bunlardan yola çıkarak diyebiliriz ki tam bir iyilik halinde olabilmenin en önemli ve ilk adımı “sağlık beslenme” düzenini benimseyebilmektedir. 

Peki bu düzeni nasıl sağlayacağız, nereden başlayacağız? 

İlk olarak alışkanlık haline getirdiğimiz davranışlarımızı ve gün içinde yaptığımız tercihlerimizi gözden geçirmekle başlayabiliriz.

İkinci olarak da belli başlı “sağlıklı beslenme önerilerine” dikkat ederek hayatımızda yapacağımız davranış değişiklikleri ile daha sağlıklı bir yaşam tarzını benimseyebiliriz. Nedir bu “Sağlıklı Beslenme Önerileri” diyecek olursanız bunlar;

  1. ÖĞÜNLERİNİZİN DAHA ÇEŞİTLİ OLMASINA DİKKAT EDEBİLİRSİNİZ

Besin çeşitliliği aynı öğünde süt ve süt ürünleri grubundaki besinlerin, et ve türevleri, sebze-meyve grubundaki besinlerin ve ekmek-tahıl grubundaki besinlerin yeterli miktarda kombinasyonları ile sağlanabilir.

Unutulmamalıdır ki tek tip beslenme şekli birçok vitamin ve mineral eksikliğini de beraberinde getirecektir. Bu yüzden 4 ana besin grubundan oluşan dengeli bir tabak sağlıklı beslenmenin en temel kuralıdır.

2. ÖĞÜN ATLAMAMAYA ÖZEN GÖSTEREBİLİRSİNİZ

Günde üç ana öğün tüketmeye özen gösterilmeli, ihtiyaç duyulduğu takdirde ara öğünlerden destek alınmalıdır. Yapılan çalışmalarda öğün sıklığı arttıkça genel enerji alımının düştüğü görülmüştür. Bu da kilo yönetiminde, bazal metabolizma hızının artmasında önemli bir etkendir. Öğünler arasında kahvaltının en önemli öğün olduğu unutulmamalıdır. Tüm gece açlıktan sonra güne daha aktif başlama açısından oldukça önemlidir. Kahvaltı yapılmadığı takdirde vücut var olan depolarını harcar. Yorgunluk, baş ağrısı, dikkat ve algılama bozukluğu oluşur. Bu durum iş verimini ve okul başarısını da etkiler.

3 –İDEAL VÜCUT AĞIRLIĞINI KORUMAYA ÖZEN GÖSTEREBİLİRSİNİZ

İdeal ağırlığının korunmasındaki en önemli kriter alınan ve harcanan enerjinin denge halinde olmasıdır. Bu dengenin bozulması durumunda şişmanlık veya zayıflık görülebilir. Şişmanlıkla beraber kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, böbrek hastalıkları, kanser gibi pek çok kronik hastalıklar baş gösterirken zayıflıkla beraberse büyüme ve gelişme geriliği, okul başarısında ve iş veriminde azalma görülebilir.

4- BASİT ŞEKER VE TATLI TÜKETİMİNİ MİNİMUMA İNDİRGEMEYE ÇALIŞABİLİRSİNİZ

Bir besini tamamen hayatımızdan çıkarabilmek ne kadar olanaklıdır orası tartışılır elbette ama en azından şeker ve tatlı tüketiminin tüketim sıklığına ve tüketim miktarına dikkat edilmelidir. Basit şekerler yerine kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Tatlı isteğinizi hafifletmek için kuru üzüm, kuru incir, hurma gibi kuru meyvelerden destek alma yoluna gidebilirsiniz.

5- TAHIL-EKMEK VE MAKARNAYI YETERLİ MİKTARDA TÜKETMEYE ÖZEN GÖSTEREBİLİRSİNİZ

Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği gibi ekmekleri tercih edebilirsiniz. 

6- POSA ALIMINI ARTTIRMAYA ÇALIŞABİLİRSİNİZ

Tam tahıllar, sebzeler, meyveler, kuru baklagiller iyi birer posa kaynağıdır. Kolesterolün düşmesine, kan şekerinin düzenlenmesine özellikle de kabızlığın önlenmesine yardımcı olan bu besinlere öğünlere mutlaka yer verilmelidir

7- MEYVE-SEBZE TÜKETİMİNİ ARTTIRMA ÇALIŞABİLİRSİNİZ

Meyve ve sebzeler bağışıklık sistemini güçlendirmede en önemli besinlerdir. Bunun yanında kanser riskini azaltır, göz sağlığını korur, hipertansiyonu önler.

8- DÜŞÜK YAĞLI VE DÜŞÜK KOLESTEROLLÜ BESİNLERİ TERCİH EDEBİLİRSİNİZ 

Kırmızı et yerine derisiz tavuk ve balık tercih etmek, etleri görünen yağlardan temizlemek, etli yemekleri yaparken ilave yağ kullanmamak, light ürünler tercih etmek, kızartma yerine ızgara, fırında pişirme ya da haşlamayı tercih etmek gibi küçük ama etkili davranış değişiklikleri ile yağ kullanımı azaltılabilir.

9- TUZ TÜKETİMİ SINIRLANDIRABİLİRSİNİZ

10- SU TÜKETİMİNİ ARTTIRABİLİRSİNİZ

Suyun en önemli görevleri; besinlerin sindirimini, emilimini ve hücrelere taşınmasını sağlamaktır. Aynı zamanda vücut ısısının denetimini sağlar. Kabızlığın önlenmesinde ve idrar yolları enfeksiyonlarından korumada da oldukça büyük öneme sahiptir. 

Günlük içilen su miktarını yavaş yavaş sizi zorlamayacak şekilde arttırabilir, eğer suyun tadını sevmiyorsanız maydanoz salatalık tarçın gibi tatlandırıcılardan yararlanarak su tüketiminizi zevkli hale getirebilirsiniz. Su tüketiminin yanında su oranı yüksek olan sebzeler, çay kahve gibi içecekler günlük sıvı ihtiyacınızı karşılamada yararlı olacaktır.

11) FİZİKSEL AKTİVİTEYİ ARTTIRMAYA ÖZEN GÖSTEREBİLİRSİNİZ

Daha aktif bir yaşam tarzı iştahın baskılamasında etkilidir ve sindirimi kolaylaştırır. Kan kolesterolünü, kan basıncını, kan şekerini düşürür, uykuyu düzenler ve ruhsal durumunu olumlu etkiler. Kaygı bozukluğu, panik atak, stres, huzursuzluk gibi durumların hafiflemesine yardımcı olur. Çocukların büyüme ve gelişmelerinde önemli yere sahiptir. Tüm bunların yanında enerji harcamasını arttırarak ağırlık kontrolüne de yardımcı olur.

 Haftada 4-5 kez en az 30 dakika orta düzeyde fizikler aktivite yapılması sağlıklı bir yaşam tarzının altın kurallardan birisidir ve ihmal edilmemelidir.

12) SİGARA VE ALKOL KULLANMAMAYI TERCİH EDEBİLİRSİNİZ

13) AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞINIZA DİKKAT ETMEYE ÖZEN GÖSTEREBİLİRSİNİZ

14) EN SONUNCUSU VE BENCE EN ÖNEMLİSİ KENDİMİZİ SEVMEYİ, KENİMİZE DEĞER VERMEYİ HİÇ AMA HİÇ AKSATMAMAYA ÖZEN GÖSTEREBİLİRSİNİZ. 

       Tüm bunları bizim için bizden başkası yapamaz öyle değil mi?

23 Temmuz 1997 tarihinde Kırıkhan’da dünyaya geldim. 22 yaşındayım. İlköğretim ve Ortaöğretimimi Kırıkhan Zafer İlköğretim okulunda başarıyla tamamladıktan sonra Kırıkhan Naim Atakaş Anadolu lisesini kazandım. Lise dönemimin ilk 3 yılını okul birincisi olarak bitirdim. 4. Sınıfta açıköğretim lisesine geçiş yaparak lise hayatımı başarıyla tamamladım. Şu an Akdeniz Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü 2. Sınıf öğrencisiyim. Sınıf temsilciliği ve Etkin Kampüs üniversite temsilciliği yapmaktayım. Ayrıca Lösev gönüllüsüyüm ve aktif olarak Lösev topluluğun instagram sayfasını yönetmekteyim. Boş zamanlarımda kitap okumayı, yürümeyi, şarkı dinlemeyi, yazmayı ve yeni tarifler denemeyi çok severim. Geniş hayal gücüne sahip, yeni projeler geliştirmeyi seven bir kişiliğe sahibim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir